
Dünya tarihinin en ciddi ekonomik krizlerinden birisi yaşanırken işsizlik trajik bir boyuta yükseldi. Buna bağlı olarakta toplumsal çürüme,cinnet,suç patlaması yaşanıyor. Akp hükümetinin ardı ardına çıkardığı istihdam paketleri işsizliği önlemediği gibi bu alandaki eşitsizliği arttırmaya devam ediyor.
Akp hükumeti döneminde çıkarılan tüm istihdam paketleri sermayeye teşvik sunarken çalışanlarında,kazanılmış haklarını birer birer ellinden alıyor. Örneğin 29 yaşına kadar olan çalışanların ssk primininin devlet tarafından karşılanması uygulaması 29 yaşından gün almış işsizlerin iş bulmasını imkansızlaştırıyor. İş yaşamının tamamen patronların kar hırsı beklentileri üzerinden şekillendirilmesi Imf raporlarına kadar yansıyan 'İşsizlik tehlikesini' büyütüyor.
AKP hükümeti bir önceki istihdam yasasında Özel sektörde 'özürlü çalıştırma kontenjanlarını düşürmüş' Eski hükümlü ve terör mağduru çalıştırılması zorunluluğunuda kaldırmıştı. Bu yasanın çıkmasıyla birlikte ardı ardına binlerce engelli büyük büyük şirketler tarafından kapı önüne konulmuştu. Eski hükümlüler içinse durum daha trajik hale gelmiştir şüphesiz. İşkurda kayıtlı 20 bin eski hükümlü işsiz olmasına rağmen tüm Türkiye için İşkur kayıtlarında açılan eski hükümlü çalışan talebi sadece birdir.
Patronlara herkes birer işçi alsın diye çağrı yapan Başbakan bu anlamda daha önce yasal zorunluluk olarak düzenlenmiş maddeleri kaldırarak sermayenin önünü açarak. 'Takiyye yapmaya' devam ediyor. İnsanların gözününün içine baka baka yalan söylüyor.
Akp tüm bunlarla hızını alamamış olmalıki şu anda yeni bir istihdam paketi düzenlemesi üzerinde çalışıyor. Yeni düzenlemeye görede işsizliğin önlemek için. Çalışanların Kıdem tazminatını kaldırıp Asgari ücreti düşürecekmiş.
Gazzedeki abluka Filistin'li insanların en temel insani ihtiyaçlarını karşılamasının önündeki engel ve kuşkusuz gayri ahlaki bir durum.
Bu ülkedeki rant ve sömürü düzeninin devamı için çalışanların elini kolunu bağlayıp sermayenin önüne atmakta bir o kadar gözü dönmüşlük. Bu durum ülkemizde bir Filistin'lileşme dalgası yaratmaktadır.
Geçenlerde Birgün Gazetesinde çıkan bir haber belki bir çoğunuzun gözünden kaçmış olabilir. Habere göre ülkede yaşanan yoksullaştırma operasyonunun Bu ülkede yüz binlerce 'Filistinli' trajedesi yaşandığını ortaya çıkardı. Urfa'da 45 Yaşında bir ev kadını kocası felç geçirdiği ve evde yatalak duruma düştüğü için onlarca devlet kapısını çalmış. Kocası sağ olduğu ve ölmediği için hiç bir kurumdan yardım alamamış. Okula giden ve en büyüğü yedi yaşında olan Çoçuklarına yiyecek ala bilmek ve kesilen elktiriğini ödeye bilmek için Urfanın sokaklarında ayakkabı boyacalığına başlamış İster istemez haber Urfalı kadının mağduriyetiyle Filistinli kadının mağduriyeti arasındaki fark nedir? Sorusunu sordutturuyor.
Sahi Fark nedir ?
Ve Bize yardım hangi Denizden gelecek ?







